Göz Hastalıkları ve Cerrahisi

Hastanemiz göz merkezinde deneyimli Uzman Hekimler, konusunun uzmanı personel en modern teknoloji ile donatılmış cihazlar sayesinde; gözün kırma kusuru diye tanımlanan hipermetropi, presbiyopi, astigmatizma tanısı konulmakta ve tedavileri baflarıyla yapılmaktadır. Ön segment, konjuktiva, kornea, iris ve lense ait göz hastalıkları ve arka segment diye tanımladığımız vitreus, koroid, retina ve optik sinire ait hastalıklar en son teknoloji cihazlar sayesinde tanıları konularak başarıyla tedavi edilmektedir.

EXCIMER LAZER

Kırma Kusuru Nedir?

İdeal görme için uzak objelerden gelen ışığın retina üzerine odaklanması gerekir. Uzak objelerden gelen ışık retina üzerine odaklanamıyorsa bu durum kırma kusuru olarak adlandırılır.

Başlıca Kırma Kusurları

Miyopi: Farklı nedenlere bağlı olarak ışınların retinanın önünde odaklanması halidir. En sık nedeni gözün normalden uzun olmasıdır.

Hipermetropi: Hipermetrop gözde ışınlar retinanın gerisinde odaklanır. Gözün normalden kısa olması en önemli nedendir.

Astigmatizma: Korneanın (gözün ön kısmındaki saydam tabaka) veya lensin (göz içindeki mercek) kırıcılıklarının her açıda aynı olmamasına bağlı olarak noktasal bir ışık kaynağından gelen ışınların bir nokta halinde retinaya odaklanamamasıdır.

 

Excimer Lazer Nedir?

Argon ve floridden oluşan gaz ortamın yüksek basınç altında yüksek elektrik akımına maruz kalması ile elde edilen 193 nm dalga boyunda ışın demetidir. 20 yıla yakın bir süredir kırma kusurlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kornea dokusunda yeniden şekillendirme yaparak miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde kullanılabilmektedir.Miyop hastalarada santral (merkezi) kornea kırıcılığını azaltmak için merkezde düzeltme yapılmaktadır. Hipermetrop hastalara kırıcılığı arttırmak için 6-9 mm zon aralığında kornea dokusu yeniden şekillendirilir. Astigmat hastalarda ise farklı kırıcılığa sahip kısımlara uygun düzeltme yapılmaktadır.

 

Kimlere Uygulanır?

18 yaşını doldurmuş miyoplar ve 21 yaşını doldurmuş hipermetroplar, kornea kalınlıkları uygun ise ve muayenelerinde laser olmaya engel patoloji bulunmuyorsa uygulanabilir. Miyoplarda 10 dioptri, hipermetroplarda ve astigmatlarda 5 dioptriye kadar düzeltme yapılabilir.

 

Gözleriniz Uygun Mu?

Laser tedavisine karar vermeden önce detaylı bir göz muayenesi gereklidir. Gözlüklü ve gözlüksüz görme düzeyi, göz içi basıncı, kornea haritaları, kornea kalınlık ölçümü değerlendirilmelidir. Damlalı göz muaynesi ile gizli bozukluk değeri ölçülmeli, ayrıntılı retina muayenesi yapılmalıdır. Muayeneler sonrasında göz bebeğiniz büyüyeceğinden 4-5 saat kadar araç kullanımı ve okuma gibi yakın görme aktivitelerinden uzak kalmanız gerekebilir. Daha önceden yumuşak kontakt lens kullanan hastalar 1 hafta, sert kontakt lens kullananlar 3 hafta kadar önce lens kullanımına ara vermelidirler.

 

Hangi Yöntem Size Uygun?

Yöntemlerin tamamı excimer laser uygulayarak yapılır. LASİK en sık uygulanan yöntemdir. Burada kornea denilen şeffaf dokunun üzerinden keratom denilen alet yardımıyla bir kat kaldırılır. Takiben alttaki stromal dokuya laser uygulanır ve kaldırılan kat tekrar kapatılır. Çok hızlı bir iyileşme dönemi olur.özellikle şiddetli göz tembelliğine neden olduğundan çok acil bir şekilde tadavi edilmelidir.

PRK denilen yöntemde yüzey epiteli kaldırılarak alttaki stromaya laser uygulanır.

LASEK yöntemiyle ise sadece epitel dokusu seyreltilmiş alkol yardımı ile uygun şekilde kaldırılarak stromaya laser uygulanır, 4-5 gün kadar kontak lens kullanılır. PRK ve Lasek yöntemlerinde iyileşme bir hafta kadar sürebilmektedir. Korneası ince olduğu için veya orbita yada kapak yapısı nedeniyle LASİK yapılamayan olgularda ve düşük dereceli miyoplarda LASEK ve PRK tercih edilebilir.

 

Operasyon Öncesi, Sonrası

Detaylı muyeneden sonra laser olmaya karar veren kişi ameliyat günü makyaj yapmamalı, yoğun deodorant kullanımından kaçınmalıdır. İşlemden sonra araç kullanılamayacığından dolayı hazırlıklı gelinmelidir.

Lasik ağrısız bir işlemdir. İşlemden once damla ile uyuşturma işlemi yapılır. Bu nedenle dokunma hissi dışında ağrı olmamaktadır. Sadece işlemin başında keratom ile vakum uygulanması sırasında 10-15 saniye gibi kısa bir süre gözde kararma ve bası hissi duyulur.

Operasyondan hemen sonra başlayan ve üç dört saat süren gözde batma, yanma, sulanma,bulanık görme hissi normaldir. Verilen damlaları saatte bir kullanımı gerekmektedir. Ertesi gün kontrolden sonra normal hayata dönülebilmektedir. Bir gün sonra gözleri kapalı tutarak, sabun ve şampuan kaçırmadan duş alabilirler. Üç hafta kadar havuz ve denize girilmemelidir. İki hafta kadar gözler ovuşturulmamalı, göz makyajından kaçınılmalıdır. 2 günde hasta normal hayatına dönebilir. Duş alabilir. Ancak travmaya maruz kalma riski yüksek olan ve yüksek efor gerektiren sporlardan 1-2 ay kadar uzak kalmaları önerilir.

Kişiye Özel Lazer Nedir?

Tıpkı parmak izi gibi gözün yapısı ve görme gücü kişiye göre farklılıklar gösterir. Örneğin 3 dioptri miyop olan herkesin gözü aynı özellikleri taşımadığı gibi oluşan kırılma kusuru da aynı şekilde gelişmeyebilir ve dolayısıyla aynı tedavi uygulanamaz. Wavefront, Topolaser ve Q -Value sistemleriyle kişinin normal yaşantısı içinde fark etmediği düzeydeki yapısal bozukluklar da tespit edilebilmekte ve lazer cihazı kişin göz yapısına özel programlanarak tedavi planlanmaktadır. Bu sayede özellikle karanlıkta yoğun ışık saçılması şikayeti olanlar, göz bebeği normalin üstünde büyük olanların tedavisi de mümkün olmaktadır.

KATARAKT

Katarakt Nedir

Halk dilinde göze perde inmesi olarakta adlandırılan katarakt göz merceğinin kesifleşerek buzlu cam gibi opaklaşmasıdır.Göz merceği irisin ve gözbebeğinin arkasındadır.Görevi, gözün arka bölümünün iç yüzünü kaplayan ve ışığa duyarlı olan retina üzerinde görüntü oluşumunu sağlamaktır. Mercek bulanıklaştığında hem ışınların retina üzerine odaklanmasını bozar hem de bir süre sonra ışığın geçişini tamamen engeller ve bu nedenle görmeyi azaltır.

Katarakt Olan Hastaların Şikayetleri Nelerdir

Katarakt hastalarının en sık şikayeti giderek artan bulanık görmedir. Bunun yanında erken dönem katarakt hastalarında, özellikle loş ortamda ve karanlıkta oluşan ışık saçılmaları, ve çift görme sıklıkla saptanır. Ayrıca; hasta da gözlük camlarını sık sık değiştirme ihtiyacı oluşur. Gece araba kullanımı giderek güçleşir, gözde kamaşma şikayeti olur. Keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır. Daha önce yakını bulanık görüyor iken katarakta bağlı gelişen nükleer miyopi, hastanın yakını görmesini düzeltebilir ki bu durum “ikinci görüş” olarak adlandırılır. Katarakt ilerledikçe görüş tekrar bozulmaya başlar. Kataraktın son aşaması, tamamen opaklaşan lense bağlı olarak göz bebeği rengind değişkliğin oluşumudur.

Katarakt Tanısı Nasıl Konur

Katarakt tanısı çok olgunlaşmış olgularda dışardanda göz bebeğindeki beyazlık olarak görülebilir. Ancak çoğunlukla yukarıda belirtilen şikayetlerle gidilen bir göz hekimi muayenesinden sonra tanı konulur.

Katarakt Sebepleri Nelerdir

Katarakt özellikle yaşlı hastalarda saptanmakla birlikte yeni doğan da dahil olmak üzere her yaşta görülebilir. Senil katarakt diye tarif ettiğimiz yaşa bağlı olarak gelişen katarakt en sık nedendir. Bebeklerdeki metobolik ve doğumsal rahatsızlıklar, hipokalsemi, cilt rahatsızlıkları, beslenme ve elektrolit dengesizlikleri, steroid benzeri ilaç kullanımı, travma ve geçirilmiş göz enfeksiyonları diğer katarakt nedenleri olarak sayılabilir.

 Katarakt Tedavisi Nasıl Yapılır

Başlangıç evredeki nükleer kataraktlar kişinin miyopik gözlük ihtiyacına neden olurken kortikal katarakt dediğimiz kenarı tutan olgular da daha çok hipermetropik gözlük ihtiyacına neden olmaktadır.Gözlükle yeterli görme sağlanabilen olgularda gözlük kullanılabilir. Ancak katarakt ilerleyici bir süreç olduğundan bu geçici bir düzelme sağlar. Kataraktın günümüzdeki kesin tedavisi cerrahi tedavidir. Cerrahi tedavide günümüze kadar pek çok yöntem kullanılmış olmasına karşın bugün en geçerli yöntem farklı renk katarakt ekstraksiyonu ve kısaca halk arasında laserle katarakt ameliyatı veya fako olarak bilinen yöntemdir.

Katarakt Tedavisine Nasıl Karar Vermeliyiz

Görme bozukluğu kişinin günlük yaşamını aksatacak kadar ilerlediğinde katarakt için ameliyat kararı verilmelidir.Eğer katarakt tamamen olgunlaşıp buzlu cam gibi opak hale gelmişse daha acil bir şekilde tedavi edilmelidir. Olgunlaşmış bir kataraktın şişmesi ve hatta göz içinde dağılması bile mümkündür .Bu durum; göz tansiyonununun kontrolsüz yükselmesinden, kalıcı görüş kaybı gibi çeşitli bir çok ciddi probleme neden olabilmektedir. Doğumsal kataraktlar özellikle şiddetli göz tembelliğine neden olduğundan çok acil bir şekilde tadavi edilmelidir.

Fako Yönetim İle Katarakt Ameliyatı

Son yıllarda geliştirilen en yeni ve en güvenli ameliyat tekniği fakoemülsifikasyondur (FAKO). Halk arasında dikişsiz laserli ameliyat olarak bilinir. Ultrasonik dalgalar oluşturan özel bir cihaz yardımıyla göze ufak bir alandan girilir, katarakt parçalara ayrılır. Ardından yerine suni mercek (göz içi lens) koyulur. Bu yöntem gelişmiş alatler yardımı ile 2,5-3mm lik bir tunel kesiden göz içersine girilerek yapıldığından her hangi bir dikiş konulmamaktadır. Suni göz merceği doğal göz merceğinin ön ve arka kapsülleri arasına yerleştirildiği için mercekte kayma, düşme, yer değiştirme, problemli olgular dışında çok nadiren görülmektedir.

 Katarakt Ameliyatı Sırasında Hasta Uyutulur mu

Fako yöntemi ile katarakt ameliyatı çoğunlukla damlayla yapılır. Ameliyattan 15 dakika önce 5 er dakika arayla iki kez damlatılan lokal ağrı önleyici damla olguların büyük çoğunluğunda yeterli anestezi sağlamaktadır. Çok nadiren göz çevresine iğne yapılması gerekebilir Özellikle yaşlı, düşkün ve 18 yaş altındaki hastalarda genel anestezi gerekebilir. Operasyon ortalama 5-10 dakika kadar surer. Operasyondan sonraki ilk gün gözün kapalı kalması önerilir.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci

İyileşme süresi kısadır. Eski tekniklerle uygulanan geniş kesi ameliyat sonrası görmenin düzelmesini geciktiriyordu. Fako yöntemi İle uygulanan küçük kesi görmenin düzelmesini çabuklaştırır. Hasta 1-2 gün sonra normal yaşantısına dönebilir.

Katarakt Tekrarlanır mı ?

Tekrarlaması mümkün değildir. Ancak göz içi merceğin konduğu saydam torba kalınlaşabilir. Görmeyi azaltan bu durum ameliyata gerek kalmadan YAG laser yapılarak bir kaç dakikada açılarak düzeltilir. Fako ameliyatlarında merceğin doğal yerine yerleştirilmesi, keskin kenarlı mercek dizaynı ve hidrofobik karekterde arka kapsule yapışan lens materyallerinin geliştirilmesi kapsül opaklaşması ihtimalini azaltmıştır. Kapsül opaklaşma riski yüksek olgularda önceden yapılan posterior kapsüloreksis bu problem tamamen ortadan kaldırmıştır.

Suni Mercekler Arasında Fark Varmıdır.

Başlangıçta katarakt hastalarında PMMA materyalinden yapılmış katlanmayan lensler kullanılırdı. Fako yöntemi ile birlikte katlanabilen lensler kullanılmaya başlandı. Katlanabilen göz içi mercekleri; yapıldıkları malzemelere, konuldukları anatomik yerlere ve refraktif özelliklerine göre farklılıklar gösterir. Hammadellerine göre hidrofilik akrilik, hidrofobik akrilik, silikon ve mixt tipte olabilirler. Günümüzde yoğun biçimde hidrofilik akrilik veya hidrofobik akrilik lensler kullanılmaktadır. Tek odaklı olarak dizayn edilmiş lensler kişinin sadece uzak veya yakın görmesinde düzelme sağlayabilir. Bu lenslerle hem uzak hemde yakının aynı anda düzeltebilmesi mümkün değildir. Ancak bir göz uzak diğeri yakına ayarlanarak kısmi düzelme sağlanır. Son bir kaç yılda geliştirilen uzak ve yakını bir arada gösterebilen multifokal (çok odaklı) lensler sayesinde bu problemi ortadan kaldırılarak hem yakın hemde uzağın bir arda görülebilmesi mümkün olabilmektedir. Uygun olgularda takılan multifokal lensler; katarakt cerrahisi sonrası hastaların yaşam sıtandartlarında ciddi yükselme sağlıyabilmektedir.

Ameliyat Sonrası

Ameliyattan 2-3 saat sonra başlayarak ilk gün saat başı, 1 gün sonra günde altı defa ve 1 haftadan sonra günde 4 defa olmak üzere 1 ay ilaç kullanılması gerekmektedir. Ameliyattan sonraki 1.gün, 3.gün ve 7.günde ve 1. Ayda kontrol gereklidir.

İlk gün genelde bulanık görme olur. Bir miktar batma ve ağrı olabilir.

Ameliyat sonrası İlk hafta biraz daha dikkat etmekde fayda var. Efor gerektiren sporlar, havuz, sauna vb etkinliklerden uzak durmek gerekir.

Ameliyat gerçekleştikten sonra gözlük ihtiyacı hissetmeniz mümkündür. %70-80 ihtimalle uzak gözlüğüne ihtiyaç duyulmaz.

Çok odaklı lens takılmış kişilerde %90 olasılıkla uzak ve yakın için gözlüğe gerek olmaz.

ŞAŞILIK

Şaşılık Nedir?

Şaşılık yada gözde kayma; her iki gözün aynı hedefe bakarken paralel olmamasıdır. Kayma yatay eksende içe veya dışa, dikey eksende aşağı veya yukarı olabilmektedir.

Göz hareketleri her iki gözde ayrı olarak ancak mükemmel bir uyumla çalışan altı adet kas tarafından sağlanmaktadır. Her hangi noktaya bakış sırasında beyinden gelen emir doğrultusunda bazı kaslar çalışırken bazıları gevşer ve gözler aynı noktaya bakar. İşte bu uyumda çeşitli nedenlere bağlı olarak düzensizlik gelişirse şaşılık dediğimiz rahatsızlık ortaya çıkar.

Şaşılık Nasıl Teşhis Edilir?

Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır. Yalancı kayma, göz kapaklarındaki değişiklikler ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltılıcı bir görünümdür. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.

Şaşılık Belirtileri Nelerdir?

Odaklandığında gözde paralelliğin kaybolması
• Baş veya yüzün bir yana dönük olması
• Özellikle güneşli havalarda tek gözü kısıp bakma
• Yaşarma
• Ağrı
• Baş ağrısı
• Çift görme
• Üç boyutlu görüntünün kaybolması
• Bulanık görme

Şaşılık Nedenleri Nedir?

Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilir. Şaşılık için genetik yatkınlık söz konusudur yani ailede gözünde kayma olan varsa ortaya çıkma şansı daha fazladır.

Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden kırma kusurudur. Yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir.

Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir, bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa travması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. Çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda ise çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.

Şaşılık Neden Önemlidir?

Özellikle ilk iki yaş olmak üzere 8-9 yaşına kadar görsel gelişim devam eder. Bu evrede herhangi bir nedene bağlı olarak gözlerde oluşan kayma veya göz bozukluğu; göz tembelliği dediğimiz, kalıcı görme kaybına yol açar.

Çoçuklarda Göz Muayenesi Ne Zaman Yapılmalıdır?

Çocuklarda göz muayenesi yeni doğan döneminden başlayarak yapılmalıdır. İlk muayene yeni doğan odasında deneyimli bir hemşire veya çocuk doktoru tarafından yapılır. Bu muayenede en önemli bulgu göz bebeğinden yansıyan ve ağ tabakaya ait olan kırmızı yansımanın her iki gözde eşit parlaklıkta ve sağlıklı olmasıdır. Daha sonra 6. ve 18. aylarda çocuk doktoru veya aile hekimi tarafından genel göz sağlığı muayenesi yapılmalıdır, şüphe edilen bir bulgu varsa göz doktoruna yönlendirilir. Bu dönem içinde ebeveynler göz kayması, kapak düşüklüğü, sık göz kırpma, gözlerini ovuşturma gibi normal dışı bir bulgu gördüklerinde göz doktoruna başvurmalıdırlar. Aile de bilinen bir göz hastalığı varsa bunun erken dönemde izleme alınması gerekir. Gözler tamamen normal görünümde olsa bile her çocukta 3 yaşında mutlaka ilk göz muayenesi yapılmalıdır. Genellikle tek gözde ortaya çıkan göz tembellikleri muayene edilmedikçe bulgu vermezler ve saptanamazlar. Daha sonra 5 yaşında ve okula başlarken muayeneler tekrarlanır.

Göz Tembelliği Nedir?

Göz tembelliği anatomik olarak normal kabul edilen bir gözün diğerine göre daha az görme kapasitesine sahip olması durumudur. Genellikle tek gözde görülmekle birlikte nadiren yüksek numaralarda her iki gözde de görülebilir. Görme bebeklikten itibaren beynin öğrendiği bir yetenektir. Bebek yeni doğduğunda silüetleri ayırd ederken yaklaşık 6 aylık olduğunda bilinen anlamda renkli ve üç boyutlu görmeyi öğrenir. İlk 6 ay başta olmak üzere ilk 2 yıl görsel gelişim için çok önemlidir.

Göz Tembelliğinin Nedenleri Nelerdir?

  • Gözlerde kayma ve / veya kapak düşüklüğü
    • Hipermetrop, astigmat ve nadiren miyopi gibi kırma kusuru varlığı,
    • Görme aksını engelleyen kornea , lens veya diğer yapılardaki opasiteler

Göz tembelliği kritik dönem olarak adlandırdığımız ilk yaşlarda saptandığında çuğunlukla tedavi edilebilmektedir. Bu da erken yaşlarda bebek ve çocukların bir göz hekimi tarafından muayenesini önemli kılmaktadır. Özellikle görmesinden şüphe edilen bebek ve çocuklar vakit kaybetmeden muayene ettirilmelidir.

Göz Tembelliği Tedavisi Nasıl Yapılır? Tedavide tembelliğe neden olan esas rahatsızlık ortadan kaldırıldıktan sonra vakit kaybetmeden göz tembelliği tedavisine geçilir.Uygun gözlük ve tembel gözün çalıştırılması amacıyla sağlam göze yapılan kapama, tedavinin aslını oluşturur. Çocuk 3 yaşından büyük ise ortoptik tedavi ile tembellik tedavisi sürdürülebilir ve her iki gözle görme yeteneği kazandırılmaya çalışılır. Kapama tedavisi önemlidir. Aile bu tedavinin önemini kesinlikle kavramalıdır.Kapama tedavisi uygulanmayan hastalarda ilaçlı tedavi bir seçenek olabilir. CAM tedavisi başka bir tedavi seçeneğidir. Göz tembelliği tedavisi için hangi tedavi şekli seçilirse seçilsin aile, çocuk ve hekim arasında kurulan ilişki ve diyalog en önemli basamaktır.

Şaşılık Tedavisi Nasıl Yapılır?

Şaşılık bir çok nedenden kaynaklandığı için tedavi de kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Bir kısım şaşılıkta gözlükle tedavi oldukça başarılıdır. Çocuk gözlüğünü taktığında şaşılığı düzelir. Yaş ilerledikçe kaymayı kontrol edebilme özelliği kazanabilir ve gözlüğü çıkardığında da artık gözü kaymaz. Bazen gözlük tedavisinin yanı sıra hasta ortoptik tedavi ve egzersiz programlarına alınabilir.

  • Gözlük: Bazı tip şaşılıklar kırma kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başlayınca şaşılık düzelir. Bu tip şaşılıklarda gözlük yeterli olmaktadır.
  • Kapama: Bu tedavi yöntemleri hastanın gözünde tembellik de var ise yapılabilir.
  • Ortoptik Tedavi: Her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile de uygulanabilir. Bu iki fonksiyon gözlerin paralel durmasını sağladığı gibi, günlük hayatımızda da oldukça önemlidir. Araba kullanırken, basketbol , tenis gibi mesafe ve zaman ayarlaması gereken sporlarla uğraşırken daha rahat ve başarılı olmamızı sağlar.
  • Cerrahi ( Ameliyat ): Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay – 1 yaş ) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. Kaymaların büyük çoğunluğu ise 2-3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir. Gözlükle ve egzersiz programlarıyla düzelmeyen şaşılıklarda, doğumsal şaşılıklarda,
    baş pozisyonunun olduğu hastalarda tedavi cerrahi girişimdir. Operasyon tercihen genel anestezi altında yapılır.Ameliyat sonrası göz kapatılmayabilir. Ameliyat sonrası ağrılı değildir, hastada batma hissi olabilir. Hasta verilen damlaları kullanır ve gözlüğünü takabilir.
    Ameliyattan 1 hafta sonra çocuklar okullarına, erişkin hastalar da işlerine dönebilirler. Gözlerdeki kızarıklık yaklaşık 2-3 hafta sürer, damla kullanımıyla tedrici olarak azalır.
  • Botox: Bazı şaşılıklarda botulinum toksin (BOTOX) de tedavide uygulanabilir. Felce bağlı oluşan şaşılıklarda, ameliyat olmuş tam düzelme sağlanamamış hastalarda, guatr hastalığına bağlı gözünde kayma olmuş hastalarda BOTOX etkilidir ve tedavi edici olarak kullanılabilir.
GÖZ TANSİYONU

Glokom Nedir?

Halk arasında “Göz Tansiyonu” adıyla da bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmez ise görme kaybına neden olabilir. Glokomda, göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir. Sıklıkla 40 yaşın üzerinde oluşan glokom genellikle yıllar içinde çok sinsi ilerler. Bu; en sık görülen glokom tipi olup “Primer Açık Açılı Glokom” olarak adlandırılır.

Hastaların çoğu başka bir nedenle göz muayenesi yapıldığı sırada saptanır. Görmeyi son evreye kadar etkilemediği için farkedilmesi güçtür. Nadiren göz içi basıncı 20-30 mmHg düzeyinde iken şakaklara vuran ve göz arkasında itme şeklinde olan ağrı hissedilebilir.Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basıncı , görme siniri üzerinde artmış çukurluk hastalığın ilk belirtisi olabilir. Görme alanında anlamlı duyarlılık azalmasının gösterilmesi ile tanı konulur. Göz doktorunuzca düzenli aralıklarla yapılan muayeneler glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yoldur.

Bugün göz tansiyonu yüksek olmadanda glokom olabildiğini biliyoruz. Normal tansiyonlu glokom olarak adlandırdığımız bu glokom tipinde tansiyon normal sınırlarda olsa bile görme sinirinin beslenmesi ile ilgili problemler tedaviyi gerektirmektedir. Bu hastaların tanısı ve tedavisi daha zordur ve sistemik değerlendirme ön planda tutulmalıdır.

Diğer bir glokom türü ise yine ileri yaşlarda ani olarak krizle ortaya çıkan dar açılı glokomdur. Şiddetli göz ağrısı, görme azalması, gözde kızarıklık ve bulantı, kusma ile karakterize bir tablodur. Acil tedavi gerektirir. Bebeklikte ve çocukluk çağında izlenen türlerinde gözde sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve gözde büyüme izlenir.

Glokoma Sebep Ne Olur?

Normalde bazı göz dokularının beslenmesi için göz içerisinde sürekli olarak bir sıvı yapılır ve bu göz içi sıvısı aynı zamanda sürekli olarak da bazı yollarla (trabeküler şebeke) gözü terk eder. Glokom, göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması nedeniyle sıvının yeterli boşalmaması ve buna bağlı olarak göz içi basıncının artması sonucu oluşur. Yükselen göz içi basıncı görme sinirini oluşturan sinir hücrelerine zarar vererek sinirde fonksiyon kaybına neden olur. Bazı hastalarda ise göz içi basıncı normal olduğu halde görme sinirindeki kan akımının bozuk olması nedeniyle görme siniri aynı şekilde tahrip olur (Normal Basınçlı Glokom). Görme siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybı oluşur.

Glokom Nasıl Teşhis Edilir?

Detaylı bir göz muayenesi yapıldıktan sonra şüphelenilen hastalarda ileri testler yapılarak glokom tanısı konulur. Göz tansiyonu 20 mmHg ve üzerinde olması çok anlamlıdır. Bu ölçümün mutlaka kornea kalınlığına göre düzeltilmiş olması gereklidir. Bunun için korneal pakimetri yapılarak kornea kalınlığını ölçülmelidir. Bazı kşilerde kornea kalın olduğu için göz tansiyonu yüksek ölçüldüğü gibi bazı kişilerde kornea ince olduğu için göz tansiyonu olduğundan düşük ölçülebilmektedir. Erken evrelerde yüksek göz içi basıncı sabitlenmeden önce göz tansiyonunda ciddi oynamalar olur. Bu nedenle başlangıçta kişinin günlük sabah akşam göz tansiyou ölçümleri yapılmalıdır.Göz dibi muayenesi yaparak göz sinirlerini inceler. Sinirler üzerindeki çukurluk 0,2-0,3 üzerinde ise ve özellikle iki göz arasındaki oran farklı ise anlamlıdır. Gerekli olgularda çukurluğun seyri için renkli fundus fotografı önerilebilir.Göz tansiyonu tanısında en önemli değerlendirme; görme siniri fonksiyonlarının değerlendirilmesidir. Bunun için görme alanı değerlendirmesi hala altın standart olma özelliğini korumaktadır. Günümüzde çoğunlukla bilgisayarlı görme alanları kullanılmaktadır. Görme alanında iki ay arayla yapılan testlerde duyarlılık azalmasının saptanması tanının kesinleştrilmesindeki en öenemli evredir.Görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri yöntemler de uygulanabilir. Bu nedenle Retinal Lif Analyzer veya Optik Coharens Topografi kullanılabilir.

Kimler Glokoma Eğilimlidir?

Glokom dünyada milyonlarca kişide görülen ve her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.

Glokom Riski Artıran Faktörler Şunlardır.

  • İlerleyen yaş
    • Ailede glokom öyküsü (Genetik yatkınlık)
    • Sigara
    • Şeker hastalığı
    • Yüksek-Düşük kan basıncı
    • Miyopi
    • Uzun süreli kortizon tedavisi
    • Göz yaralanmaları
    • Migren

Bu özelliklere sahip kişilerin glokom yönünden göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.

Glokom İyileşebilir mi?

Glokom tanı konulduktan sonra tamamen iyileştirilip ortadan kaldırılamaz; fakat birçok olguda uygun tedavi ile başarılı olarak kontrol altında tutulabilir, görme kaybının ilerlemesi engellenebilir. Eğer glokomunuz varsa, hastalığın tedavisi ve izlenmesi hayatınızın geri kalan bölümünde sürekli olarak devam edecektir. Bu nedenle göz doktorunuzun izleme programına düzenli olarak uymanız ve önerilen tedaviyi dikkatle uygulamanız çok önemlidir.

Glokom Nasıl Tedavi Edilir.

Açık açılı glokom öncelikle göz içi basıncını düşüren çeşitli ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçlar genellikle göz damlası şeklindedir. Gerekirse cerrahi ve laser girişimleri de uygulanabilir. Bu tedavilerin amacı hastanın kalan görmesinin korunması olup görmeyi arttırmazlar. İlerlemiş glokom hastalarında ve göz içi basıncının laser ve ilaç tedavisi ile kontrol altına alınamayan hastalarda cerrahi uygulanmaktadır. Kriz ile ortaya çıkan dar açılı tipinde tedavi çok acildir. Doğuştan glokomda ise tedavi esas olarak cerrahidir. Bazı hastalarda birden fazla cerrahi girişim de gerekebilir.

Göz Damlaları Ne Sıklıkla Kullanılmalıdır?

Göz damlalarının her gün kullanılması zorunludur. Önerilen ilaç tedavisine bağlı olarak göz damlasını ya da damlalarını günde bir veya birkaç kez düzenli aralıklarla damlatabilirsiniz. Önemli olan her zaman doktorunuzun önerilerini izlemenizdir.

Her Zaman Aynı Damlalarımı Kullanacağım?

Glokomun ilerleyici bir hastalık olması sebebiyle göz doktorunuz göz damlalarınızı değiştirmek veya tedavinize başka göz damlalarını eklemek zorunda kalabilir. Bu değişikliklerin yapılmasındaki ilk neden göz içi basıncını kontrol altında tutabilmek ve görme alanınızı korumaktır. Ayrıca kullandığınız damlaların ortaya çıkabilecek yan etkileri de bu değişikliklerin yapılmasını gerektirebilir. Eğer günlük yaşamınızı sınırlayan yan etkilerle karşılaşırsanız doktorunuza bildiriniz.

İzlemem Gereken Basit Kurallar Var mı?

İlacınızı doktorunuzun önerdiği şekilde kullanın. İlacınızı hergün aynı saatte alın. Bu şekilde göz damlanızı hem daha kolay hatırlayabilirsiniz hem de daha etkili olmasını sağlarsınız. Günlük normal yaşamınızı etkileyen herhangi bir yan etkiyi doktorunuz ile görüşün. Doktorunuzun programladığı kontrol randevularınıza uyun. Hastalığınız ancak doktorunuzun düzenli kontrolü altında olduğunuz zaman başarılı olarak tedavi edilebilir. Göz doktorunuzu diğer hastalıklarınız için aldığınız ilaçlar hakkında uyarın. Göz doktorunuzun dışında başka bir doktora muayene olduğunuzda ona sizin glokomunuz olduğunu da bildirin. Glokom kalıtsal olabileceği için ailenizdeki bütün bireyleri düzenli olarak göz muayenesi olmaları için uyarın. Periyodik görme alanı muayenelerinizi doktorunuzun önerisiyle yaptırın. Glokom tedavisinde sizin rolünüz çok önemlidir. Glokom kronik bir hastalık olduğundan tedavi ömür boyu sürer ve kararlılık ister. Bilmek gerekiyor ki; glokom herkeste olabilir. Glokoma bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kayıpların farkına varamaz. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin ve görme alanı gibi ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.

RETİNA HASTALIKLARI

Diabet ve Retina Hastalıkları

Retina gözün iç arka bölümünü kaplayan ve görme dediğimiz aktiviteden en fazla sorumlu olan kısımdır. Gözün optik kısımlarından odaklanan görüntünün, bir tür elektrik enerjisine çevrilerek görme siniri vasıtasıyla beyne iletilmesini sağlar. Sonuçta beyinde görüntü oluşur. Retina tabakasının orta kısmını oluşturan makula bölgesi renkli ve keskin görmeyi sağlar. Bu bölge hastalıkları ciddi görme azlığına neden olmaktadır.

 

Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu

Gelişmiş ülkelerde 65 yaş üzeri popülasyonda en sık görülen görme kaybı nedenidir. Makula bölgesinin bozulmasıyla oluşur. Oluşum mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte en önemli risk faktörlerinin ileri yaş, sigara kullanımı, güneş ışığı, yüksek tansiyon ve kolesterol olduğu öne sürülmektedir. Hastalığın yaş ve kuru tip olmak üzere iki şekli vardır. Kuru tip %90 sıklıkla görülmekte olup daha yavaş ve iyi seyirlidir.

Yaş tip ise sinir tabakasının altında anormal damarlanma oluşumu ile meydana gelir ve ciddi görme kaybına neden olur. Oluşan kanamalar çarpık görme ve ani görme kaybı yaratabilir. FFA (Fundus Fleuresein Anjiografi) ve ICG (İndosiyanin Yeşili Anjiografi) yapılarak tanı ve hastalığın aşaması hakkında bilgi edinilir. Takiben laser yada fotodinamik tedavi uygulanabilir. Göz içerisine yapılan avastin ve steroid enjeksiyonu seyrini değiştirebilir.

Diyabetik Retinopati (DR)

Şeker hastalığı vücuttaki hemen tüm organlarda bazı değişikliklere neden olur. Göz şeker hastalığının en sık etkilediği organlardan biridir. Diğer organların aksine şeker hastalığının gözde neden olduğu değişiklikler an be an izlenebilir. Şeker hastalığı en sıklıkla retina tabakasının beslenmesini sağlayan damarlarda tıkanıklık, yeryer sızıntı ve yeni damar oluşumlarına neden olarak pek çok problem gelişimine neden olur. Bu klinik tabloda diabetik retinopati olarak adlandırılır.

Diabete bağlı göz problemleri bugün gelişmiş toplumlarda görme kayıplarının en sık nedenleri arasındadır. Genellikle iki göz aynı anda etkilenir.Hastalığın başlangıcında hastanın hiç şikayeti olmayabilir, çok hızlı bir şekilde ortaya çıkabildiği gibi yıllarca bulgu vermeyebilir.

Erken dönemde görmede bir azalmaya neden olmaksızın hafif retina içi kanamalar ve sızıntılar şeklinde başlar. Zamanla daha ciddi kanamalar, sert eksudalar, görme merkezinde sıvı toplanması ve yeni damar oluşumları ortaya çıkabilir. Görmede yavaş yavaş bir azalma yanında bazen ani görme kaybına neden olan ciddi göz içi kanamaları görülebilir.

Hafif veya ağır, muayene edilen diabetli bir hastada retinopatinin görülme oranı %40-45 civarındadır.Bu oran hastalığın süresi ile artış gösterebilir. Erken safhada yakalanan hastaların tedavileri mümkündür.

Bu sebeple şeker hastalığı olan kişilerin; hiç bir şikayeti olmasa bile yılda 1 kez retinanın detaylı bir şekilde değerlendirildiği bir göz muayenesinden geçmesi gerekir.

Buluğ çağı,gebelik,katarakt ameliyatı,insüline yeni geçiş gibi dönemlerde muayene sıklaştırılmalıdır. Diyabetin sıkı kontrolü, gerektiğinde insüline geçiş, kan lipid ve kolesterolünün ve diğer dahili problemlerin kontrol altına alınması,sigarayı bırakmak hastalığın ilerlemesini yavaşlatır,ancak durdurmaz.Bu sebeple kan şeker düzeyleri çok iyi kontrol edilse bile,retina muayeneleri ihmal edilmemelidir. Gerektiğinde FFA ile yeni damar oluşumu ve sızıntı alanları belirlendikten sonra gerekli işlemler yapılmalıdır.Diabetik retinopati tedavisi büyük ölçüde komplikasyonlar için yapılan tedavidir.Erken evre olgulara takip ve genel durum kontrolü dışında tedavi önerilmez.

İlerlemiş diabetik retinopati hastalarında; görme merkezinde ödem olan olgularda sızdırma alanlarını ve kanamaya meyilli yeni damar oluşum alanlarını kapamak için argon laser önerilir. Özellikle yoğun ödem olan hastalarda göz içerisine yapılan steroid ve yeni damar oluşumunu engelleyen ilaç enjeksiyonları oldukça iyi sonuç vermektedir. Ancak hem laser hemde ilaç enjeksiyonları tekrar uygulama gerektirebilmektedir. Usulüne uygun ve doğru zamanlanmış yukarıda bahsedilen tedaviler ve hastanın dahili problemlerinin kontrole alınması ile, diabetik retinopati sebebi ile gelişen körlük oranları %5 e düşmüştür. Diyabetik retinopati ilerleyici bir klinik tablodur ve tedavi çoğunlukla kliniği durdurmak için yapılır. İlerlemiş ve göz içersine kanama olan ve uzun süredir çekilmeyen olgularda vitrektomi ile göz içersindeki kanamanın alınması gerekebilir. Tüm bu çalışmaların amacı, görmeyi daha iyi hale getirmektir.

Retina Dekolmanı

Retina dekolmanı’,retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli (RPE) ile fotoreseptör (ışığa hassas) katları arasında sıvı birikerek, nörosensoryel retinanın yani sinir-duyu katmanının RPE den ayrılmasıdır. Dekole (ayrılmış) retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir. Retina dekolmanı gelişen hastalar başlangışta ışık çakmaları, oval-yuvarlak şekiller ve örümcek ağı şeklinde görüntüler görme, siyah veya kırmızı renkte yağan noktalar ve nihayet dekole yani ayrılmış retina bölgesine uyan görme alanı kaybı tarif ederler. Retina dekolmanı sinir tabakasında beslenmede bozulma ve sonucunda olan geri dönüşümsüz hasrlanma nedeniyle acil cerrahi müdahele gerektirir. Hasta ne kadar erken tedavi edilirse görsel sonuç o kadar iyi olur.

Retinitis Pigmentosa (Tavuk Karası)

Ailevi kalıtsal bir hastalıktır. Sinir tabakasının pigment dokularının bozulması sonucunda oluşur ancak tüm dokuları etkilemiştir. Hastalığın ağırlığı farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle körlük ile kısmi görme azlığı arasında farklı formlarda görülebilir. En sık bilinen semptomu gece körlüğüdür. Yaş ile ağırlığı artmaktadır. Bilinen bir tedavisi günümüzde bulunmamaktadır.

OKÜLOPLASTİK CERRAHİ

Oküloplastik Cerrahi Nedir?

Oküloplastik cerrahi, göz biliminin göz kapakları, göz yaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen branşıdır. Bu bölümde göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından botox’a kadar her türlü tedavi uygulanmaktadır.

Uygulanan Cerrahiler Nelerdir?

  • Göz yaşı kanalı hastalıkları
    • Göz kapağı şekil bozuklukları
    • Kozmetik kapak cerrahisi
    • Göz kapağı tümörleri
    • Tiroid hastalığına bağlı göz
    hastalıkları
    • Protez göz

Göz Kapağı Tümörleri

Göz kapağının doğuştan yada yaşlılığa bağlı hastalıkları mevcuttur. Kapak tümörleri ve kapakta kitleler sık gördüğümüz rahatsızlıklardır. Genellikle yayılım göstermeyen bu tümörler kapakta şekil bozukluğuna yol açarlar. Tedavide kitlenin alınması ve kapak fonksiyonunun korunarak kapağın yeniden şekillendirilmesi işlemi uygulanır.

Göz Kapağı Düşüklüğü

Diğer sık görülen problem ‘ptozis’ olarak adlandırılan göz kapağı düşüklükleridir. Üst göz kapağı üst görme alanını kapatmaktadır. Doğuştan olduğu zaman genellikle göz kapağını kaldıran kaşın iyi gelişmemesine bağlıdır. Yaşlanmaya bağlı da olabilir. Sebep göz kapağını kaldıran kasın zaman içinde yıpranmasıdır. Ya da bu kasa giden sinirin hasarına bağlı olabilir. Göz kapağını açık tutmada zorlanma, kapakları açmama sebebiyle alın bölgesinde ağrı ve özellikle okuma sırasında kapakta daha fazla düşme olur. Çok ciddi vakalarda baş pozisyonu gelişir.

Çocuklarda ptozis göz tembelliği, şaşılık, göz bozukluğu ile birlikte olabilmektedir. Tedavisi ameliyattır. Eğer göz kapağını kaldıran kasın bir miktar fonksiyonu var ise bu kası güçlendirmeye yönelik cerrahi uygulanır. Göz kapağını kaldıran kasta hiç fonksiyon yoksa kapak alındaki kasa asılır. Ameliyatta asıl amaç normal görme gelişiminin sağlanması için gerekli kapak aralığının ayarlanması, diğer gözle en iyi simetrik görüntünün oluşturulmasıdır. Hastanın yaşı uygunsa ameliyat lokal anestezi altında, değilse genel anestezi ile uygulanır. Ameliyat süresi ortalama bir saat civarındadır. Ameliyat kapak kıvrımından uygulanır, bu sebeple sonrasında iz kalmaz. Önemli olan kitlede fazla büyüme olmadan alınmasıdır.

Bebeklerde ve Çoçuklarda Göz Sulanması(Doğumsal Dakriostenoz)

Gözyaşı bezi yeterli üretim yapıyor ama kanal tıkalı ise gözyaşı yüze doğru akar. Yeni doğanlarda gözyaşının aktığı kanallar kapalı olabilir. Çoğunlukla birkaç ayda kendiliğinden açılır. Açılmazsa masaj, sondalama, silikon tüp ile entübasyon veya cerrahi olarak en uygun yöntem seçilerek düzeltilmesi gerekir.

Erken dönemde (ilk 12 ay) basit yöntemler ile tedavi sağlanabilir. İhmal edilmiş ve/veya yeterli tedavi yapılmamış hastalarda zamanla infeksiyon eklenir ve gözün diğer bölgelerini etkileyebilir.Bu durumda ve 1 yaşına kadar devam eden sulanmalarda ilk olarak sedasyon altında kanala sondalama uygulanmalıdır.

Sulanma devam ederse; sondalama tekrarı yapılabilir veya aynı zamanda kanala silikon tüp uygulanabilir. Bu uygulama ile % 95 başarı elde edilir.

Göz Kapaklarının İçe Dönmesi (Entropion)

Göz kapaklarının ve kirpiklerin içe dönmesi, gözün yüzeysel tabakalarında harabiyete, batma, yaşarma, ağrı gibi belirtilere, ileri durumlarda korneada (gözün saydam tabakası) yara oluşmasına ve görme kaybına neden olabilir. Bu durum da cerrahi olarak düzeltilmelidir.

Göz Kapaklarının Dışa Dönmesi (Entropion)

Alt göz kapağı dışa döner ve göze teması kesilirse, göz yaşı dağılımı yeterli olmaz. Bu durum kuru göze ve infeksiyona yol açabilir. Yaşarma, batma, yanma gibi belirtiler oluşabilir. Cerrahi girişimle tekrar normal kapak pozisyonu sağlanır.

Göz Çevresi ve Alın Kırışıklıkları

Göz çevresi ve alındaki kırışıklıklar yaşla birlikte ciltte meydana gelen değişikliklere bağlıdır. Cilt altındaki kasların aşırı kasılması da cilt kırışıklıklarını arttıran bir etkendir. Cilt kırışıklarını düzeltmek için botulinum toksin enjeksiyonları, dolgu maddeleri ve çeşitli cerrahi yöntemler kullanılabilir. Botulinum toksin enjeksiyonları kasların aşırı kasılmasını önlerken dolgu maddeleri ciltteki doku kayıpları yerine koyar. Bu tedaviler ayakta uygulanır ve tedaviden sonra hasta günlük hayatına döner.

Sarkık Göz Kapakları ve Göz Altı Torbaları

Genellikle kalıtsal ve/veya yaşlanma nedeniyledir. Sigara içme veya allerji, göz kapaklarında daha genç yaşta sarkmaya neden olabilir. Göz kapağı çevresindeki torbalar, gevşek deri, kas, yağ ve bazı durumlarda da sıvı içerir. Blefaroplasti, bu anormal yapıların düzeltilmesi için yapılan cerrahi işlemdir. İşlevsel veya kozmetik amaçlı olabilir.